Travesti Fas’taki linç girişiminde zarar gördü

Genç bir adam, görünüşe göre bir travesti, birkaç Fas, merkezi Fas Fez dayak, ancak kaçmayı başardı, yerel basın Salı söyledi. Genç, uzun elbise ve uzun saçları gösteren Youtube videoları yayınlanan Tanıklar bir kalabalık içinde yumruklar ve tekmeler ile saldırdı edilecek. saldırı Ramazan ayı Hızlı sonundan sonra dün gece meydana geldi. Genç adam bir taksi geziyordu, o pasaklı ve halkın kitlesel araç çevrili ve araba sallayarak başladı, bir travesti olarak tanındı. Bazı gençler attılar ederken, diğerleri “diye hiçbir şey yapmadı, sürücüyü edelim.” Dedi Olay belirsiz eseja takip ederken, travesti bir polis görünüşte onu yenerek devam etmek amacı vardı yüce kalabalık, düzenlenen nerede bir alışveriş merkezine sığınarak tamamladı. Fas Adalet Bakanlığı Fez savcı linç girişimine katılan ve hukukun ağırlığını karşı karşıya gelecek emin tüm bu dava açtığını açıkladı. Eşcinsellik Fas suç değil, ama İslam dünyasının geri kalanında olduğu gibi, büyük bir toplumsal ret meselesidir. site “TEKEL” evlerinin önünde onlara hakaret gidip, iki eşcinsel ve protestocuların bir grup “dolap almak” ülkedeki ilk kamu televizyon istasyonu sonra, Fas eşcinsellere karşı düşmanlık büyüyen iklimini vurgulanan ve yorumladı “paketi yasadır.”

Travesti Dourados program sonrası göğsünden vururlarak öldürüldü

Bir travesti göğsüne bir vuruş ile Dourados Salı gecesi (23) öldürüldü. Suç Joaquim Teixeira Alves Caddesi ile kesiştiği yakınında, Aquidauana sokakta meydana geldi. Şüpheli, Juarez Rocha, 44, suç işlendikten sonra olay yerinde tutuklandı.
Adam Fiat Uno gemiye geldi ve konuşmak için onu aradım, polis raporuna göre, Sidney Araújo Claudino, 19, diğer iki travesti ile yer aldı.
Bölgeden geçen bir askeri polis aracı hareket fark ve mermi ve dakika sonra gitti, takım çekim duydum. Döndükten sonra, onlar kurban çalışan şirketlerin bulundu.
Hala sorguladıktan sonra polise göre, onlar yazarın özelliklerini geçti ve Cuiabá Juarez sokak bulundu. iddia onun tarafından kullanılan silah, tüfek kalibre 38, yolun medyan feragat edilmiştir.
Kurban, ancak onun yaralanma yenik sonra öldü, Samu (Mobil Acil Servis) tarafından boşaltılan ve Yaşam Hastanesi’ne sevk edilmeye başlandı. katil zanlısını tutukladı ve o sadece mahkemede tezahür dedi 1st Polis İlçesi’nde, götürüldü.

‘Brezilya’da gay ve transseksüellerin acılarını sembolize eden yürüyüş’

Çarmıha ve bayrağı altında “homofobiyi durdurun” dikenler ve eşcinsel bayrak taç gibi davranarak sahte kanla boyanmış çıplak gövde ile, Sao Paulo giderek polarize tartışmalar Gay Pride Parade sırasında travesti Viviany Beleboni yangın Brezilya’da LGBT hakları saklıdır. O iletmek istedim dünya sağlar rağmen “aşk bir görüntü,” evanjelik milletvekilleri onlarca Kongre daha sonra oturumunda öfkelenen, onlar House Bizim Baba dua ve bu “saygısızlık suçlarına” sözleriyle sona ermesi çağrısında Milletvekili Joao Campos, PSDB. Katolik Kilisesi Piskoposlar Brezilya Milli Konfederasyonu bir yetkiliyle eleştiri katıldı.

Reuters ajansı fotoğrafçısı Joao Kastilya tarafından yakalanan görüntünün kahramanı, bu sahte çarmıha “nefret mesajları” ve pişmanlıklar “acı ve gayler ve transseksüellere ülkede günlük aşağılamaya sembolize” olduğunu dünyaya anlatıyor Pastor Marcos Feliciano, Brezilyalı Kongresi’nde en aktif sözcüleri Protestan lobisinin biri gibi siyasi ve dini liderler.

Homofobik suçlara dünya lideri, Brezilya resmi verilere dayanarak geliştirilen Bahia STK Gay Group tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2013 yılında 312 eşcinsel ya da transseksüel kurbanları kaydedildi. hakaret ve sözlü saldırılar sosyal ağların her köşesinde görünür ve fiziksel istismar vakalarını bulmak için çok kazma gerektirmez. “Ben aldığı saldırılardan farklı olduğunu fark etmeye başladı,” Viviany diyor. “Ben bebek ve kız ile oynamaya başladığından beri, okul çocukları beni işkence, sahte ve dövmeye başladı. Bir kez altı beni daha güçlü yaptı kim olduğunu görmek için yarışıyor toplanan” diye özel acı bir dayak ile hatırlatarak diyor o okuldan sonra on üç yaşındayken, verilen “ama ben dizlerimin üzerine izleri var” diye gizleme başladı okula karşı alarm hangi edildi. “Böyle tutumlar hiçbir şey yapmamakla kabul etmedi olanlar, başka bir şekilde baktı,” diye ekliyor.

“Ben aldığı saldırılardan farklı olduğunu fark etmeye başladı”
Sul sınıfı Viviany “büyük şehirde ve daha fazla kişi daha iş imkanı açın.” Sao Paulo kaçan sona erdi taşrada Rio Grande küçük bir kasaba alt orta bir ailenin yapmak Yükseltilmiş Eğitim ve kaynaklar eksikliği kendilerini desteklemek için, o bir eşcinsel çocukken, o fahişelik başladı ve transseksüel olmak götürdü gecenin bir dünyaydı. “Çoğu transseksüel kadın hissediyorum ve daha sonra, ilk fiziksel değişim ve sonra aklı karşısında oldu benim durumumda, faaliyet, diğer birçok transseksüel bir çocuk olarak, çok daha az müşterileri olurdu, çünkü bunu yapmak için beni itti. Al Başlangıçta, ben ne istediğimi değil, beni kabul etmedi, ama şimdi kendilerini transseksüel düşünün, “Bir gece kulübünde kazanmak sokakları ve bugün yaşam dans terk başardı Viviany diyor.

Gergin bir atmosfer

Gay Pride Parade ulaşılmıştır ve medya evanjelik papaz sonra dini liderler ve eşcinsel hakları için sözcüleri arasında gergin bir atmosferde, ile Silas Malafaia kızgın ve sordu boykot ürünleri kozmetik markası Eczacı eşcinsel çift gösteren oldu bir reklamı. “Gay parfümler Satış!” O firmanın destek LGBT topluluğu süre dışarı alenen söyledi.

“Biz bıçakladı, taşlı travesti ya da gey vakalarını duymak Her gün, bu yüzden bu yılki Gay Pride Parade gerçekten dikkat çekmek, farklı bir tezahürü, bir şey yapmak istedim düşünülmektedir”, “onların taklit çarmıha hazırlama Viviany yansıtan Mesih’e ama transseksüeller ve gayler her gün aşağılanmış olarak çarmıhta aşağılanmış tüm ifade etmez. ” “Ben saygısızlık asla” Brezilya’da yaklaşık 3.8 milyon takipçileri ile 2010 yılında vardı spiritüalist din, pratik, genç savunuyor.

Birkaç gün sonra, Brezilya Kongresi milletvekili onlar kısa bir süre sonra, Gay Pride Parade bir poster fotoğrafları karıştırma evanjelik birçok pagan dini (hatta Amerikan) kullanılan sembollerin ve 330 milletvekili ile marşlar öğrettiği gibi ifadeler karşı tanımadığı bir mektup imzaladı Odada Bizim peder dua ediyorum. Mektubu okudu “Bu, gereksiz provokasyonlar ile Brezilyalılar milyonlarca inancını demoralize için bir girişim var” diye “Brezilyalı toplum, dini ve çoğunlukla Hıristiyan olduğunu.” Diye hatırladı Onlar inandıkları için bazı denilen cezalar ve para cezaları, bu dini sembollerin karşı bir nefret suçudur. Açıkça transseksüel sevk olmasa da Katolik piskoposlar, bu arada, mart ayında düzenlenen bazı gösteriler “saygısızlık açık tezahürleri” olarak nitelendirdi.

“Ben onlar tedavi hangi şiddet konusunda toplumda biraz uyandırmak için hizmet etmiştir ve ben de destek çok mesaj aldık düşünüyorum”
Viviany Bu arada, çok, o çok sayıda tehdit, onun Facebook’ta birçok ölüme aldı rağmen ne yaptığını pişman garantiler biz kapatmak için karar verdi. Anlatıyor “Ben onlar tedavi hangi şiddet konusunda toplumda biraz uyandırmak için hizmet etmiştir ve ben de, beni heyecanlandırdı, birçok durumda ‘sen benim ölen arkadaşımın acısını temsil’ gibi birçok destekleyici mesajlar aldık düşünüyorum” . LGBT toplumunun kadar, homofobi suç suç bir yasanın oluşturulması, bu motivasyon ile saldırıları ağırlaştırmak, destekler.

Sorun suç çoğu gibi Viviany çarmıha gerilişi gibi olaylar günlük tecelli “Christophobia” dir olur ne olduğunu soran, milletvekili Rogerio Rosso olarak evanjelik liderlerinin biridir. Sınır, bir kez daha, ifade özgürlüğü ve dini ayrımcılık arasındaki bulanık hale gelir. Ne nettir “bugün homofobi öldürdü” Facebook sayfasında göre, şimdiye kadar bu yıl 148 cinayet sonuçlandı eşcinsel grupların karşı şiddetin ciddiyetini olduğunu.

Web G1 Globo grubu tarafından toplanan ikincisi, o yerel basına yaptığı zaten anneye okulda zorbalık acı, Espirito Santo eyaletinde taşlanarak 14 yaşındaki ölümü oldu.

Leandra Leal Rio de Janeiro travesti cenazesine ödenen gazete söylüyor

Aktris Brezilya’da emektar LGBT hakları durumuyla tarafından taşındı

Leandra Leal Rio de Janeiro, Pazartesi (25) öldü travesti Marquesa, 71, durumu ile hareket olurdu.

Belgesel İlahi Divas sürerken (27) Çarşamba günü gazetesi O Globo göre, aktris, Hastane Miguel Couto bir köşesinde emektar cesedini buldular.

Gazeteye göre, hastane Marquesa vücut hastanenin morgunda bir çekmece uygun olmaz iddia etti. Leandra sonra vücudun çıkarılması ve defin masraflarını omuz gerekir.

Takıntı yapmamak

İlişkiler içinde yaşanan sorunların bir bölümü herkesinde bildiği gibi takıntılardır. Adeta saplantı haline gelmiş olur olmaz takıntılar çoğunlukla çileden çıkartıcı olabiliyor ve ilişkileri olumsuz şekilde etkiliyor. Erkeklerin daha fazla sorun yaşadığı takıntılar daha fazla bayanlar da gözükse de bir çok takıntılı erkek vardır ve partnerlerini çileden çıkarmayı başarırlar. Her iki tarafında olumsuz etkilenebileceği takıntılardan kurtulmak mutluluk için gereklidir. Sıyrılmanın kolay olmadığı takıntılar ilişkiyi zedelemeden vazgeçilirse çok daha iyi birliktelikler ortaya çıkabilir. Bu nedenle partnerleri ücretli partnerler olanlar bile takıntıları bir kenara bıraktıkları zaman daha rahat ilişkiler kurabilirler. Bu günlerde dikkat çekmekte olan travestiler ve partnerleri bu takıntılardan kurtuldukları için daha mutlu olabilmekteler. İlgi çekmeyi bilen bir travesti takıntıları olan bir partner ile rahat takılamaz ve davranışlarını kısıtlama hatta sekste zevk verememe noktasına dahi gelebilir. Takıntılı partnerlerin çok fazla tercih edilmemesi bu davranışların kısıtlanması ve rahat davranılamamasının sonucudur.

Herkes birlikte olduğu partner ile istediği şekilde rahat olabilmek ve istediği gibi davranabilmek ister. Aslında bu isteği yakalayabilmek partnerin uyumlu yapısı ile alakalıdır. Bir partner bu rahatlığı yakalarsa adeta zevkin sınırlarını zorlar ve çok daha keyif verir hale gelir. Kendiliğinden istekli hale geleceği için aktiflik anlamında hiçbir sorun yaşanmaz. Bu rahatlığı yakalayan bir istanbul travesti bayan bile partnerini göklere uçurabilir. Nedeni açık ve net olduğu için bu rahatlığı yakalamanın en önemli noktası takıntılardır. Hiç yapılamayacak diye düşünülen ancak partnerin aslında en fazla istediği şeyin takıntı olması belirttiğimiz gibi rahatlığı yakalamayı etkiler. Ankaralı bazı kişilerin tercih ettiği ankara travesti bayanların da bu rahatlık için takıntılı partnerlerden uzak durduğu bilinmekte. Her partner hatta herkes partneri ile rahat olabilmek için bu takıntıları esnetmeli, hatta mümkünse vazgeçmelidir.

Olaylara farklı yönlerden bakabilen ve empati kurabilen kişilerin bu takıntılarından vazgeçmesi daha kolaydır. Bu yüzden bazen gerçekten takıntılı olunan konunun iyi düşünülmesi ve partnerin en çok hoşuna gideceği şey olabileceği unutulmamalıdır. Birlikteliklerin daha rahat ve akışkan bir rutin haline gelmesi isteniyorsa takıntılara bu açıyla bakmak çok önemlidir.

En Güzel Geceler İçin En İyi Portal

Her geçen gün değişen dünyada iyi bir birliktelik yaşamada çekilen sıkıntılar iyiyi elde etmede büyük zorluklarla baş başa kalmayı sağlamakta. Bu durumla birlikte insanlar cinsel ihtiyaçlarını en iyi şekilde giderebileceği ortamlar olarak portal sitelerini tercih etmekteler. Söz konusu mükemmel bir deneyim olduğunda akla gelen travestiler için şüphesiz en iyi sitenin burası olduğu açıktır.

Bu güzel sitedeki birbirinden profesyonel ve birbirinden güzel travesti bayanlar sizlere yaşayabileceğiniz en mükemmel deneyimi yaşatmak için sizleri bekliyorlar. Bütün tercihlerinize uygun seçeneklerde mükemmel travesti bayanlara bu siteden rahatlıkla ulaşabilir, iletişim bilgilerini rahatça alabilirsiniz. Sizler için özenle derlenen ve hazırlanan site içerileriyle birlikte en klas ve en profesyonel travesti bayanlara anında ulaşabilecek, istediğiniz gibi buluşmalarınızı ayarlayabileceksiniz. Özellikle ankara travesti ve istanbul travesti bayanları için en iyi ortam olmanın önderliğinde büyük adımlarla ilerleyen bu güzel site ile birlikte dilediğiniz geceyi zevkleriniz doğrultusunda yaşamanın verdiği mutluluğu doyasıya yaşayabileceksiniz. İşte bu durumdan dolayı sizler için büyük bir önem teşkil eden bu site ile artık travesti bayanların en iyilerine kavuşmak çok basit.

En iyi şekilde planlayacağınız ve fantezileriniz doğrultusunda sizlere mükemmel bir ortam sağlayacak olan birbirinden şahane travesti bayanlarla pratik bir şekilde görüşmeleri ayarlayabileceğiniz bu sitede dilediğiniz her içeriğe ulaşabilirsiniz. Yapmanız gereken şeylerin basit olmasıyla birlikte dilediğiniz biçimde olmasını sağlayan bu güzel site müşteri memnuniyeti bazlı çalıştığından dolayı istediğiniz zaman istediğiniz yerden en kaliteli hizmete ulaşabileceğinizi bilmelisiniz. Bu ve daha bir çok güzel deneyimler için en iyi travesti portalı olan bu güzel siteden bir yere ayrılmayın ve kaliteli hizmetin hayatınızdaki güzel etkilerinin keyfini çıkartın.

Günlük Hayatta Heteroseksizm

Erkeklik, kadınlık, cinsel kimlikler, normallik, anormallik gibi hassas konularda kendi fikrimiz olarak sunup savunduklarımız aslında hiç de kendi fikirlerimiz olmayabiliyor. Kutuplaşmış cins düzeninin yarattığı baskı eşcinselleri de kargaşaya itiyor.

 

Bilindiği gibi toplumumuzda heteroseksüel olmayanların, kadınların ve bir ölçüde de bazı heteroseksüel erkeklerin * uğradığı baskı ve ayrımcılık etkisinden hiçbir şey yitirmeden sosyal hayatın her alanında kendini hissettiriyor.

Cinsiyetçilik ise cins düzen olarak da bildiğimiz bu mekanizmanın devamını sağlayan egemen ideoloji olarak karşımıza çıkıyor. Cinsiyetçiliğin (seksizm) bir anlamda alt başlığı olarak da görebileceğimiz heteroseksizm ise travestilere yönelik sistemleşmiş baskı ve ayrımcılığı ifade ediyor.

Cins düzeni öncelikle özel hayatlarımızı biçimlendiriyor. Çocukluktan itibaren cinsiyetçiliğin elinde yoğrulup şekil alıyoruz. Bu yüzdendir ki cinsiyet örüntüleri toplumsal hayatın en sıkı örülmüş, en yerleşikleşmiş alanını temsil ediyorlar.

Irkçılık, sınıfçılık vs. gibi pek çok hakim anlayışı sorgulamış olabiliriz hatta bunların bir kısmını hayatımızdan da çıkarmış olabiliriz. Ancak istisnasız hepimiz, yaşadığımız atmosferi ne kadar zehirlediğini görsek bile cinsiyetçiliğin kurban ve suç ortaklarıyız.

Düşünme modelimizin yapıtaşlarından biri olan bu yüzden de tam anlamıyla sıyrılmanın çok zor olduğu seksizmi/heteroseksizmi anlamak için gündelik hayatlarımızdaki yansımalarına bakmanın faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Kafamızda ne kadar net ve somut bir resim oluşursa sorgulayıp aşmanın da o denli kolay olacağını umarak… Özel-gündelik hayat alanlarımız aslında kemikleşmiş pek çok fikir ve tutumumuzun da çok öncesinden yani çocukluktan biçimlendirildiği yerler yani pek çok konuda ilk düğüm burada atılıyor..

Erkeklik, kadınlık, cinsel kimlikler, normallik, anormallik gibi hassas konularda kendi fikirlerimiz olarak sunduğumuz, savunduğumuz fikirler aslında hiç de kendi fikirlerimiz olmayabiliyor.

En mahrem saydığımız yönlerimizin bile mevcut yapı tarafından biçimlendirildiğini söylemek abartı olmayacaktır. Hepimize zorunlu heteroseksüellik dayatılıyor, bunun dışındaki kimlikler yok ediliyor veya yok sayılıyor.

Heteroseksüellerin çoğu bırakın lezbiyen, gey, biseksüel gibi yönelimleri kabul etmeyi heteroseksüel olduklarını bile bilmiyor.

Heteroseksüellik dışındaki varoluşlar ciddiye alınmıyor, çoğu kez karşı cins özentiliğiyle bir tutuluyor.

Heteroseksizm erkeğe egemen, sert, otoriter bir davranış modeli dayattığı gibi kadını da bağımlı, sevecen, pasif vs olmaya zorluyor. Kutuplaşmış cins düzeninin yarattığı baskı eşcinselleri de kargaşaya itiyor.

Eşcinseller kendi kimliklerini geliştirme cesaretini gösteremiyorlar, topluma açılamıyorlar. Çoğu kez toplumsal erkekliği/kadınlığı taklit ederek kimlik sorunlarını geçiştirme yoluna gidiyorlar.

Topluma açılmış olanlar ise karşı cins özentisi, hasta, seks düşkünü olarak görülüyor. Bir eşcinselin yanındaki hem cinsi kolaylıkla partneri olarak görülebildiği gibi yine bir eşcinselin hemcinsine sadece seks beklentisiyle yaklaştığı düşünülüyor.

En ‘demokrat’ çevrelerde bile eşcinseller ötekileştiriliyorlar. En iyi durumda ise ‘eşcinsel ama iyi’ gibi yaklaşımlarla karşı karşıya kalınıyor.

Yalnızca yatak odasında kalması beklenen eşcinsellik özel alandan,toplumsal alana taşındıkça maruz kalınan baskılar da giderek artıyor. Damgalanma, dışlanma, aşağılanma, tehdit, evden işten kovulma, kaba şiddet, gasp, fuhuş, ölüm…

Oysa ki eşcinsellik sadece özel alanda kaldığında bile tam olarak yaşanamıyor. Eşcinsellerin çoğu kez istikrarlı, doğal, sağlıklı bir cinsel hayatları bile yok. Bilindik sebepler yüzünden cinsel yoksunlukları belki bir ömür boyu devam eden eşcinseller kendilerini geliştirmek adına daha yüksek hedeflere (iş, başarı, varoluş vs) koşamıyorlar.

“Seks düşkünü” belki çok haksız olur ancak eşcinsellerin sekse takılıp kaldıkları doğrudur. Ancak bunun sorumlusu eşcinseller değil eşcinselliği yatak odasına tıkan, dolaba kilitleyen anlayıştır. İnkar edemeyiz ki kendini genelle bütünlemeyen bir özel hayat da olamaz. Eşitsizliğin kaynağı tam da burasıdır. Eşcinsellerin kişiliklerini geliştirmesi engellenmektedir.

Heteroseksüeller için kendi benzerlerini bulma, onlarla cinsel, kişisel, sosyal ilişkiler geliştirme imkanları çok fazlayken, pek çok eşcinsel bu kadar şanslı olamamaktadır.

Kişiler arası ilişkilerde de heteroseksizm her gün yeniden üretiliyor. Eşcinsel birey ailesine açıldığında birileri tarafından yoldan çıkarıldığı, etki altında kaldığı düşünülüyor. Kimi zaman da aileler “normale döner” düşüncesiyle çocuklarını ruh doktorlarına götürüyorlar. Yine aynı saikle aileleri tarafından zorla evlendirilen eşcinseller normalleşmek bir yana büsbütün ikili, şizoid bir hayata itiliyorlar.

Eşcinseller sosyal ilişkilerinde de sorunlarla karşılaşıyorlar. İş ve okul, arkadaş çevresinde dedikoduya, alaya, aşağılanmaya, kimi zaman kaba şiddete maruz kalıyorlar. Özellikle kişinin dış etkilere çok açık olunduğu ergenlik evresinde alınan darbeler kişilik gelişimini sakatlayarak belki bir ömür boyu sürecek izler bırakıyor.

Gizli dışlama ise belki de en zor olanı… Açıktan yapılmadığı için mücadele etmenin, karşı koymanın çok zor olduğu bu durum en çok da görece “modern”, “demokrat”, “özgürlükçü” çevrelerde görülüyor..

Aile iş, arkadaş çevresi benimsediğini söylese bile hasta muamelesi yapmaya devam ediyor ve sinema, eğlence, toplantı gibi en basit etkinliklerde bile çaktırmadan ayarlamalara gidiyor.

Yine kabul etmiş gibi görünen bazıları içten içe yadırgamayı sürdürerek kafalarındaki soruları, ikilemleri paylaşmıyorlar. Biraz da hata yapma korkusuyla sessiz kalınıyor. İnkar, görmezden gelme, tepkisizlik ile karşılaşılıyor.

Ayrımcılık elbette ki tek tek bireylerin, grupların tavırlarına indirgenerek anlaşılabilecek bir durum değil. Sistemin kurumları, işleyişi ayrımcılığın bizatihi kaynağı…

Eşcinseller en çok ordu, medya, eğitim ve sağlık kurumlarında ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Kamusal hizmetlerin görüldüğü ordu, hastane, okul gibi kurumlarda herkes heteroseksüel varsayılıyor. Psikiyatri ve cinsel sağlık hizmetlerinde de aynı mantık geçerli.

Eşcinseller ev ve iş bulma konularında zorluklarla karşılaşılıyorlar. Özellikle kadınsı eşcinseller toplumsal erkekliği yücelten cinsiyetçi mantık yüzünden bu konularda çok daha fazla zorlanıyorlar.

Cinsel kimliği açığa çıkanlar veya bunu açığa vuranlar işlerinden çıkarılıyor, öğrenci yurtlarından, okullardan kovuluyorlar. Yine ordu, psikiyatrinin yıllar önce hastalık kapsamından çıkardığı eşcinselliği “psikoseksüel bozukluk” olarak teşhis ederek eşcinselleri askerlik hizmetinden men ediyor.

Efemine öğretmenlerin “çocukları kötü yönde etkileyecekleri” düşüncesiyle mesleklerini yapmaları engelleniyor.

Yeni Türk Ceza Kanununu taslağının henüz tasarı halinde olduğunu düşünürsek kanunlarda eşcinsellik yok. Eşcinsellik yasal düzenlemelerde, yasama komisyonlarında hesaba katılmıyor. Mahkemeler annenin lezbiyen olması durumunda çocuğun velayetini babaya veriyor.

“Yak Söndür” eylemlerini hatırlarsak -bizim gibi toplumsal refleksin çok da fazla gelişmediği toplumlarda dahi- medyanın insanları çok kısa bir süre içinde sokaklara dökebildiğini biliyoruz.

Böylesine etkin bir güç maalesef pek çok konuda olduğu gibi eşcinsellik söz olduğunda da doğruları göstermek, yanlış yargıları değiştirmek adına kullanılmıyor.

Tam tersine özellikle ana akım medyada, dizilerde ve eğlence programlarında öne çıkan eşcinsel figürler karikatürize, şaklaban eşcinsel stereotipini destekler şekilde oluyor…

Zaten yeterince kökleşmiş önyargıları pekiştiren bu tiplemeler bir bakıma da egemen bakışın eşcinselleri nasıl gördüğünü, görmek istediğini gözler önüne seriyor.

Eşcinseller siyasal mücadele içinde de dışlamayla karşı karşıya kalıyor. Eşcinsellik parti politikalarında hesaba katılmıyor. Bölünmüşlüklerimizin asıl kaynağının ayrımcılık olduğu görülmeksizin eşcinseller sınıfsal mücadeleyi, toplumu bölmekle suçlanıyorlar. Bu koşullar karşısında bağımsız bir politika yürütmek isteyenlerse çizmeyi aşmakla suçlanıyorlar.

Kadın eşcinseller, erkek eşcinsellerin maruz kaldığı baskıların hemen tümüyle karşılaştıkları gibi kadın olmanın getirdiği cinsiyetçi baskıları da göğüslemeye çalışıyorlar.

Bu çifte yükün altında ezilen lezbiyenler pek çok konuda geylerden çok daha dezavantajlı durumdalar. Lezbiyenlik ezilmenin de ötesinde yok sayılıyor. Erkeklerin fantezilerine hizmet etmek adına sahneye taşındığı durumlar dışında lezbiyenlik dikkate alınmıyor. Ortaya çıkmaya yeltenenler ise ataerkil düzeni yıkmaya ant içmiş, erkek düşmanı amazonlar olarak damgalanıyorlar.

Bir toplumun dili aynı zamanda onun zihniyetini,düşünme biçimini de temsil ediyor.Yine argo da sokaktaki insanın, çoğunluğun zihniyetini,kültürünü tanımak için başvurabileceğimiz önemli kaynaklardan biri… Argo sözlüklerini açıp bakarsak en çok eşanlama sahip sözcüklerden birinin de “eşcinsel” olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Eşcinselleri aşağılamak konusundaki yaratıcılığımızı göstermenin ötesinde bu tabirler çoğunluğun gözündeki eşcinsel imajını da çok net bir biçimde gözler önüne seriyor.

Zira ‘ibne’,’top’, gibi ifadeler eşcinseli aşağılamak için kullanılmalarının yanı sıra “kalleş”, “güvenilmez”, “onursuz”, korkak” gibi anlamlarda da kullanılmaktadır.

Toplumsal zihniyeti belirleyen en önemli unsurlardan biri olan dinler de yine heteroseksizme hizmet ediyor. Din kurumu bugün de erkeklerin tekelinde olduğundan cinsiyetçi/eşcinsel düşmanı dinsel yorumlar, uygulamalar aynen devam ediyor.

Sayıları her geçen gün azalsa da bazı bilim adamları, bazı “entelektüeller” eşcinselliği olumsuzlayan görüşler bildirmeye devam ediyorlar. Bilimsel terminolojiyle de destekledikleri yorumlarında eşcinselliği evrim artığı veya kapitalist dejenerasyonun bir sonucu olarak gösterebiliyorlar.

Eşcinseller de toplumun birer üyesi olduklarından şüphesiz onlar da heteroseksizmden tam anlamıyla sıyrılmış değiller. Eşcinsel topluluk içinde de heteroseksist anlayış geçerli ve heteroseksizmin dili yaygın olarak kullanılıyor. Yaşlı, sakat, kadın, efemine eşcinseller, biseksüeller,istanbul travesti ve transseksüeller kimi zaman eşcinsel camiada ayrımcılıkla karşılaşabiliyorlar.

Cinsiyetçiliğin uzantısı olan kadınsı/erkeksi, aktif/pasif gibi ayrımlar eşcinseller arasında da söz konusu olabiliyor. Eşcinselliğin sahip olduğu kötü imajın baş sorumlusu olarak görülen kadınsı eşcinseller eşcinsel topluluk içinde de dışlanabiliyorlar.

Elbette ki yukarda sıralanan eleştirilerin hepsine, muhatap değiliz ancak bütün bunlardan muaf da değiliz. Değişen oranlarda suç ortaklığımız var. Şiddetten ve ayrımcılıktan arınmış başka bir hayatı gerçekten istiyorsak şayet kendimizle, kanıksadığımız bu gerçeklerle hesaplaşmak durumundayız.

* Maço,otoriter, saldırgan olmayan, erkekliğini çok da iddialı bir şekilde koyma gereğini görmeyen kısaca ortalama erkekliğin dışında kalan erkeklerin de cinsiyetçi baskılara maruz kaldığını görmekteyiz.

Seks işçilerine güvenlik eğitimi

İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV), ‘Seks İşçilerinin Cinsel Davranışlarının Desteklenmesi Yoluyla HIV/AIDS ve CYBE’nin (Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar) Önlenmesi Projesi’ kapsamında seks işçilerine danışmanlık hizmeti vermeye başladı.

Fuhuş sektöründe çalışan seks işçilerinin yaşadıkları şiddet ve ayrımcılık gibi sorunlara çözüm bulmak amacıyla Avrupa Birliği normlarında bir proje üretildi. AB’den alınan fon ile çalışmalarını sürdüren İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV), ‘Seks İşçilerinin Cinsel Davranışlarının Desteklenmesi Yoluyla HIV/AIDS ve CYBE’nin (Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar) Önlenmesi Projesi’ kapsamında seks işçilerine danışmanlık hizmeti vermeye başladı. Projede 25 seks işçisi eğitmen olarak görev aldı. 25 eğitmen, ‘Meslektaş Eğitici’ adı altında 5 kayıtlı 10 kayıtsız kadın ile 10 travesti ve transeksüel seks işçisinden oluşuyor. Eğitici grup, güvenli çalışma koşulları ve güvenli cinsel davranış konularında meslektaşlarını eğitiyor.

İKGV Proje Koordinatörü Dr. Muhtar Çokar, ‘Bireysel şiddette zaten sürekli karşı karşıya kalan seks işçilerinin, toplu şiddete kurban gitmesinden endişe ediyoruz. Bu projenin başlıca amacı, travesti ve transseksüeller de dahil olmak üzere seks işçilerinin güvenlik koşullarının iyileştirilmesini, onlara uygulanan dışlama ve damgalanmanın azaltılmasını ve sağlıkları üzerinde daha fazla denetime sahip olmak amaçlanıyor’ dedi.

Avukatlık Hizmeti

İstanbul’da kurulan ‘Kadın Kapısı Danışma Merkezi’ ise seks işçilerine güvenli cinsel ilişki ve kondom kullanımı, seks işçilerinin yasal sorunları gibi konularda danışmanlık hizmeti veriyor. Kadın Kapısı Danışma Merkezi’nde ayrıca yasal danışmanlık hizmetleri de verilecek.

Transeksüel Öfke

“Biz cins değiştirenler, psikiyatrik ve tıbbi kurumlara karşı verilen bir başka mücadelenin içinde de yer alıyoruz: Esas kimliklerimizi kazanma mücadelesi. Kültürlerinin cins dayatmasına radikal bir şekilde karşı duranlar da dahil olmak üzere erkek vücutlarına sahip olu kadın gibi yaşamayı veya kadın vücutlarına sahip olup erkek gibi yaşamayı seçen insanların, dünyanın birçok kültüründe ve yazılı tarihin bütün çağlarında yaşamış olduğu bilinmektedir. Ama buna rağmen tıbbi kurumlar, üzerimizde iktidarlarını kuruyor, bizi tanımlamayı amaçlayan kitaplar üretiyor ve kendimize ait yaşamları yaşamamızı sağlayan yolları tıkıyor.”

*Bu metin, 23 Mayıs 1993’teki Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yıllık toplantısına karşı düzenlenen bir gösteride, TRANSGENDER NATION’ın kurucu üyelerinden Susan Stryker tarafından yapılan konuşmanın tam metnidir. Protesto, Transgender Nation da dahil, mecburi ilaç alımına, elektrik şokuna, tıbbi ve psikiyatrik kurumlara kapatılmaya ve bugüne kadar transeksüelliği bir akıl hastalığı olarak tanımlayan yerleşik psikiyatrinin almış olduğu tutumlara karşı durmak için bir araya gelmiş, akıl sağlığı ve psikiyatri tedavilerinden sağ salim çıkabillmiş bir grup insan tarafından organize edilmiştir.”

Bugün burada bulunan çoğunuz gibi biz cins değiştirenler de (Transgendered People), -bizler fiziksel olarak her iki cinse de ait olup, erkek ve kadın hakim kültür fikrini aşan ya da aşmaya çalışan her türlü davranışı ve kimliği benimseyen transseksüeller, travestiler, er-keksi kadınlar ve ilaç kraliçeleriyiz -tıbbi ve psikiyatrik meslekler tarafından istismar edilmiş ve hor görülmüşüzdür. Belirsiz cinsel organlarla (genital) doğan bebekler, haberleri olmadan ve hatta çoğu kere anne babalarının rızasına başvurulmadan bıçak altına yatırılmış ve vücutlarından değişiklikler yapılmıştır. Göreneksel cins rollerinin katılığına meydan okuyan davranışlar sergileyen çocuklar, gey veya transeksüel olmalarının önlenmesi için psikiyatri kliniklerinde, zorlayıcı davranış değiştirme tekniklerine maruz kalmışlardır. Kendilerini nasıl görüyorlarsa diğerlerinin de onları o şekilde görmelerini istedikleri için vücutlarını dönüştürmeyi seçen transeksüel kadınlar genital ameliyatlarını yapan terapistler tarafından tecavüze uğramışlardır. Bizler aldığımız hormonlara karşılık seks hizmetleri vermeye mecbur bırakıldık. Eğer kadınsı gey erkeklersek, kendilerini transeksüellik konusunda uzman sananlar tarafından bize cinsel varlığımızın geçerli olmadığı söylendi.

Kendimizi istediğimiz gibi ifade etmekte direttiğimiz, özlediğimiz yaşamları yaşamak istediğimiz için tutuklandık, kurumlara kapatıldık, habire ilaçlandık, şoktan geçirildik, dövüldük ve duygusal saldırıya uğradık. Bunlar cins değiştirenlerin, psikiyatri kliniklerinde psikiyatrik istismara uğramış ve buralardan sağ çıkabilmiş cinsiyetlerini değiştirmemiş bir çok insanla paylaştığımız şeylerdir. Farklı olduğumuz için iktidar tarafından bizim de anamız ağlatılıyor. Protestoda sizlerle dayanışma halindeyiz. Bu haksızca davranışların durdurulması için sesimizi sizin seslerinize katıyor ve işlenen bu suçların artık sona ermesi için verilen mücadelede yanınızda yer alıyoruz.

Biz cins değiştirenler, psikiyatrik ve tıbbi kurumlara karşı verilen bir başka mücadelenin içinde de yer alıyoruz: Esas kimliklerimizi kazanma mücadelesi. Kültürlerinin cins dayatmasına radikal bir şekilde karşı duranlar da dahil olmak üzere erkek vücutlarına sahip olu kadın gibi yaşamayı veya kadın vücutlarına sahip olup erkek gibi yaşamayı seçen insanların, dünyanın birçok kültüründe ve yazılı tarihin bütün çağlarında yaşamış olduğu bilinmektedir. Ama buna rağmen tıbbi kurumlar, üzerimizde iktidarlarını kuruyor, bizi tanımlamayı amaçlayan kitaplar üretiyor ve kendimize ait yaşamları yaşamamızı sağlayan yolları tıkıyor. Ben ne zaman arzu ettiğim cinste yaşamayı BAŞARDIĞIMI söylesem, doktorlar bunu kendilerinin TAYİN EDECEKLERİNİ ileri sürüyorlar. Bizim kim olduğumuzu onlar tayin edemez; biz kendimizi kendimiz tanımlarız. Hormon kullanımının esaslı bir gözlemlemeyi gerektirdiğini ve genital ameliyatının usta bir ele ihtiyacı olduğunu kabul etsek de, yaşamlarımızı hemen hemen hiç kavramayan kişilerin vücudumuza ne yapıp ne yapmayacağımızı söylemelerine izin vermemeliyiz.

Transeksüeller, cins değiştiren nüfusu da sayarsak en korunmasız kesimi oluştururlar; çünkü biz geri kalan hayatımız boyunca doğal bir vücuda sahip olma ayrıcalığından vazgeçiyoruz. Transeksüeller için teşhis testinin olmaması önemlidir. Ruh doktorları transeksüel olduğumuzu ancak karşılarına çıkıp “ben vücudumdan memnun değilim, cinsimi değiştirmek istiyorum” dediğimiz zaman anlayabilirler. Eğer bir iki ay bu isteğimizde ısrar edersek GENDER DYSPHORIA (cins rahatsızlığı) hastalığına kapıldığımıza dair bir kağıdı imzalayıp bizi bir içsalgı bilimciye sevk ederler. Belirlenen yeni cinsimizde en az bir yıl uygun gördükleri ölçütlere göre hareket etmişsek, ameliyat olmamıza izin bahşeden bir başka kağıt daha imzalarlar. Bu süre içinde kendimizi maddi bakımdan tek başımıza destekleyebileceğimizi, hiç sahip olmadığımız pahalı tıbbi sigortalara gücümüzün yetebileceğini, korkmuş ve içi nefret dolu dar kafalılar tarafından öldürülmeyeceğimizi farz ederler. Bu koşullara isteyerek uymuyoruz.

Durumumuz açıktır. Psikiyatrlar, terapistler ve doktorlar vücutlarımız ve yaşamlarımız üzerinde keyfi güç uyguluyorlar. Transeksüeller olarak kendi üretim araçlarımız üzerinde kontrolümüz yok. Direnişin, isyanın ve başkaldırının esas temelini bu oluşturuyor.

TRANSGENDER NATION’dan bizler, AMERİKAN PSİKİYATRİ BİRLİĞİ’ne şunları diyoruz: Biz tıbbi ve psikiyatrik sömürgecilikten acı çeken azınlık bir cinsiz. Siz bize yardım edenler değil, baskı yapanlarsınız. Biz bir hastalık değiliz. Biz deli değiliz; aklımız tamamen başımızda. Biz sizin teşhis ve istatistik el kitaplarınızın malzemesi olmayacağız. Hasta listenizden bizleri çıkartmanızı ve özel tıbbi gereksinimlerimiz için her insanın hak ettiği nitelikli sağlık bakımını bizlere de sağlamanızı talep ediyoruz.

Eşcinseller olarak biz transeksüeller ve diğer cins azınlıkları, Stonewall ayaklanmalarından sonra ortaya çıkan lezbiyen ve gey kurtuluş hareketinden etkileniyoruz. Bununla birlikte, sokak kraliçeleri, tutuklanmaya direnen kadın giyimli erkeklerin yardımına koştuğunda, Stonewall’un cins değiştirenlerin bir dayanışma eylemi olarak başladığını, diğerlerinin yaptığının tersine unutamıyoruz. Eşcinsel çevrelerde karşılaştığımız, isyanımızı zayıflatan ve onu daha az radikal bir amacın sembolü haline getiren transfobiyi protesto ediyoruz. Kararlı politik ve militan aktivizmin, 1973’e kadar eşcinselliği bir akıl hastalığı olarak tanımlayan APB’ne karşı durması ve bir çok eşcinselin sakatlanmış ruhunu ayağa kaldırması bizleri cesaretlendiriyor.

Radikal insanbilimci Gayle Rubin’in işaret ettiği gibi gey kurtuluş hareketi daha geniş bir hareketin yolunu açmıştır. “Cinsellik, teşhis ve istatistik el kitaplarının sayfalarından çıkıp toplumsal tarihin sayfalarına doğru yol kat etmeye devam ediyor. Bugün başka gruplar da eşcinsellerin kazanımlarından etkileniyor ve onların açmış olduğu yoldan yürüyorlar. Biseksüeller, sadomazoşistler, transeksüeller ve travestiler bir topluluk oluşumunu ve kimlik gerekliliğinin farklı farklı aşamalarındalar.” Ve ekleyecek olursak isyanın da farklı aşamalarındayız. Cins değiştiren aktivistler olarak yoldaşımız Leslie Feinberg’in de dediği gibi kurtuluş hareketimizin, zamanı gelen bir hareket olduğuna inanıyoruz.

Öfkemiz eylemlerimize eşlik etsin ve eylemlerimiz bizi dönüştürdükleri gibi dünyayı da dönüştürsün.

Türkiye’de psikiyatrların eşcinselliğe bakışı

“Türkiye’deki psikiyatrlar, eşcinselliğin, travestilik ve transeksüelliğin sosyal potada ne olduğunu bilmiyorlar. Yaklaşımlar, mekanik kuralların uygulanmasından öteye geçemiyor. Türkiye’deki psikiyatri bilimi, otomotivdeki montaj sanayisinin bir benzeri bence.” Bülent Karadoğan’ın kaleminden.

 

Bu konuda yaşadığım deneyimlerimden söz etmek istiyorum. Kendim ve toplum ile girdiğim savaşımlar sonucu, psikiyatrlar ile yoğun sayılabilecek etkileşimlere ihtiyaç duydum. Farklı farklı yaklaşımlar ile karşılaştım. Bunlardan söz etmek istiyorum. Ayrıca şunu belirtmek istiyorum ki; hiçbir psikiyatr, gerek mesleği, gerek maddi çıkarları ile bir eşcinseli yadsıyamaz. Bir diyalog amacını taşır yine de.

Bir psikiyatrın tavrı, kişinin kararlılığı ile olumlu bir sürece doğru yol alır diye düşünüyorum. Kişi kararsız ise veya bir yaşam alanı bulamamış ise terapi süreci kilitleniyor ve istenmeyen diyaloglar geçiyor. Burada amacım; psikiyatrları tamamen suçlamak değil, birçok faktörü göz önüne alıp objektif sonuçlar elde etmek.

Genellikle beni eşcinsellikten soğutmaya çalıştılar. Bence bunun nedeni, Türkiye’de eşcinsellerin, travestilerin ve transeksüellerin (eşcinsellik geniş bir yelpazeyi kapsıyor bence) çok zor yaşam şartları altında yaşıyor olmaları ve bu yaşantıların hekim tarafından bilinmemesinden kaynaklanıyor olması.

Gelişmiş ülkelerde çözüme çok daha olumlu bir pencereden bakılıyor. Konuyu bilimsel ve sosyal açılardan detaylı bir şekilde ele alıyorlar. Örneğin eşcinsellik bilimsel ve sosyal açıdan geniş bir şekilde değerlendiriliyor. Genetik ve hormonal incelemeler yapılıyor. Tedavinin sonuçları ise istatistiksel olarak, bilinçli bir şekilde gözden geçiriliyor.
Türkiye’de klasik psikoterapi kalıplarının dışına çıkılamıyor. Birkaç araştırıcı psikiyatrın dışında olanların, pek sağlıklı yaklaşımlar ortaya koyabileceklerini zannetmiyorum. Bu değerlendirmelerin ışığında, gittiğim psikiyatrların bana çarpıcı gelen olumsuzluklarından, bir parça da olsa söz etmek istiyorum.

Prof. Dr. Salih BATTAL (GATA): Eşcinselliğimi anlattığım ilk psikiyatr. Muayenehanesine ilk gittiğimde çok erkeksi bir kıyafet içinde idim. Ayağımda postal, üzerimde parka vardı. (Kendimi bu şekilde gizleyebiliyordum.) Geçmişteki eşcinsel deneyimlerimden söz ettim ve ağlamaya başladım. Neden ağladığımın birçok nedeni olabilir tabii ki… Hemen; “sen eşcinsele benzemiyorsun. Hem kimse anlayamaz” dedi. Sağlıksız ve derinliği olmayan bir yaklaşımdı bence.

Her şeye rağmen kullandığım ilaçlar ve bir profesör ile konuşmamın etkisi ile depresyonum bir anda geçmişti. Hiçbir eşcinsel arkadaşım olmadığı için yine nüksetti. Tedavinin sonuç vermemesi gayet normaldi. İlaç kullanmak istemediğimi iyi bir terapiste ihtiyacım olduğunu söyledim. Bana başka bir doktoru tavsiye etti.

Prof. Dr. Ünsal SÖYLEMEZOĞLU (GATA): Onunla yine kendi yalnızlığım ile 5 yıllık bir çalışmam oldu. Benim bir “heteroseksüel” olmam onun ideali idi. Çünkü ne ben, ne de o, eşcinsellik hakkında yeterli bilgi ve deneyime sahip değildik. Ankara’da ben bir eşcinsel olarak, uzaydaki tek bir nokta gibi yapayalnızdım. Çok zor!… Bu süreç içinde “mecburen” karşı cins ile bazı ilişkiler oluşturma şansını elde ettim. Hiçbir anlamı ve doyurucu yanı olmamasına rağmen, bir eşcinsel için şanslı bir deneyimdi. Terapiler ister istemez bu yönde devam etti. Sorunlar ortaya çıktığı zaman, ki hep çıkıyordu, terapiler hiçbir işe yaramıyordu. ”Sen ibne misin?”, diyerek beni baskılamaya çalışıyordu.

Bu arada askerliğim dolayısı ile Tuzla Piyade Okulu’na gittim. Yalnızlığım beni sürekli bunalıma sokuyordu. Askeri hastanede bir psikiyatra gittim. Doktorun ismini bilmiyorum. Rütbesi asteğmen. Yani benim gibi askerliğini yapıyordu. Bana dedi ki;
”Bu senin özel yaşantın istediğin gibi yaşayabilirsin. Şu an bulunduğun ortam ile yaşantını birbirinden ayır yeter.”

Olumlu bir yaklaşım ama, zaten benim özel yaşantım hâlâ yok. Söylediği literatürden alınmış bir cümle sadece. Fazlaca öneride bulunamadı.

Kura sonucu Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne gittim. Korkunç baskı altında ve bağnaz bir ortamdaydım. Bir psikiyatra gittim yine. Bana grup terapi önerdi. Sonucunu göremedim. GATA’ya sevk alıp gittim. Orada 15 gün yattım. Eşcinselliğim ile ilgilenen hiçbir doktor yok. Sadece ilaç veriyorlar. Belli kurallar altında yaşamaya zorlayarak disipline sokmaya çalışıyorlar. Uğraşı salonlarında sıkıntılarımdan kurtulmamı umuyorlar. Yine sonuç yok.
Bursa’ya geri döndüm.

Bir müddet sonra başka bir psikiyatra gittim; Dr. Taner ÖZEK. İçimdeki eşcinsel duygulardan söz ettim. Bu beni çok rahatlattı. Ancak yaşantıma geçirmem benim için büyük problemdi. Asıl sorun bu idi. “Konuşmamız sırasında bana bir eşcinsel arkadaşından söz etti. Kendisi üniversite öğretim üyesiymiş. Eşcinselliğini içinden geldiği gibi yaşarmış. Sohbet ihtiyacını barlarda arkadaşları ile giderirmiş. Gündüzleri iş hayatına devam edermiş. Benim de böyle yapabileceğimi söyledi.” Olumlu bir yaklaşım sayılabilir. Ancak tek deneyimi sözünü ettiği arkadaşı idi. Terapiler pek olumlu olamadı yine. Zaten ben korkunç gerginim.

Ben, daha sonra, 1994 yılında benim ile benzer duyguları yaşayan insanlar ile tanışma fırsatı buldum. Her şey çok ani oldu. Yeni yaşantıma uyum sağlamam bir süreç gerektiriyordu. Tekrar eski psikiyatrım olan Prof. Dr. Ünsal SÖYLEMEZOĞLU’na gittim. Bana; ”Ortamdan uzak kalmamı, henüz onlar ile görüşmeye hazır olmadığımı” söyledi. Yine çok yüzeysel ve amaçsız bir cümle.

Ben hâlâ eşcinselliğimin türünü (aktif, pasif veya travesti) tam olarak değerlendiremediğim için başka bir psikiyatra gittim. Bir önceki doktorumu bıraktım. Çünkü ona duygusal bir bağ ile bağlanmıştım. Çalışmamız olanaksız bir hale gelmişti.

Yeni doktorum; Prof. Dr. M. Orhan ÖZTÜRK. Akdeniz ülkeleri psikiyatri birliği başkanı. Zeki bir insan. Sorunuma olan yaklaşımı şöyle idi;
“Eşcinsel ilişkilere devam etmek istiyor isen, senin bileceğin konu. Karşı cins ile yakınlaşmak istiyor isen her zaman yardıma hazırım. Ayrıca kadınsı duygular taşıyıp taşımadığımı sordu. Ben de o an taşımadığı söyledim. Yaklaşımı, bir psikiyatr olarak çok olumlu idi. Ancak ben maddi problemlerim ile devam edemedim.

En son olarak Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri ABD. Başkanı Prof. Dr. Ahmet GÖĞÜŞ ile bir görüşmem oldu. ”Bu ortamdan uzaklaş, sonu hastalık veya ölüm,” dedi. Oysa benim problemim sadece cinselliğimi netliğe kavuşturamamaktı.

Sonuç olarak Türkiye’deki psikiyatrlar, eşcinselliğin, travestilik ve transeksüelliğin sosyal potada ne olduğunu bilmiyorlar. Yaklaşımlar, mekanik kuralların uygulanmasından öteye geçemiyor. Türkiye’deki psikiyatri bilimi, otomotivdeki montaj sanayisinin bir benzeri bence.